Onu ilk gördüğümde, babasının kucağındaydı. Soğuktan üşüyen yanakları kıpkırmızı olmuş ve şaşkınlıktan etrafına bakar haldeydi.

Yıl 2010, aylardan Ocak. Soğuk iklim, yoksul köy ve Abdülsamet. Van’ın Yukarı Bakraçlı Köyü’nde tanıştık onunla, inşaat işçisi olan baba Nusrettin anlattı durumunu. Diğer 5 kardeşinden farklı olarak Abdülsamet’in sürekli hastalandığını, çabuk yorulduğunu, korkularını ve kaygılarını…

28481_414232838448_7286000_n

Köye, ilkokulun kütüphanesine kitap yardımı götürmek için gitmiştik. Aynı zamanda doktor dostlarımız da “Çocukları sağlık taramasından geçirelim,” demişlerdi. Yapılan ilk basit muayenede kalbinin sağ tarafta olduğu tespit edildi. Sonrasında ise aynı zamanda kalbinin delik ve üstelik akciğerden kalbe giden iki damarının tıkalı olduğu…

25474_344085058448_7885077_n

Bu kadar dert ile nasıl uğraşır Baba Nusrettin ve üç yaşındaki Abdülsamet? Bölgede yaşam ve geçim zor, bir de üstüne sağlık sorunları, belleri büker hâle getiriyor. Çözüm ararken, şans ve tesadüflerin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum, bugün bu satırları yazarken.

28481_414232708448_5654450_n

Abdülsamet’in şansı, doğru zamanda, doğru yerde olmak idi. Tıbbi araştırmalar, hastane ve doktor tespitleri, alınan randevular, Abdülsamet ve babasının İstanbul’a gelişi, Halkalı Mehmet Akif Ersoy Hastanesi’ne yatırılışı…

İlk ziyaretimizde, baba Nusrettin’in gözlerinde hem sevinç, hem korku gözlerken, hiçbir şeyin farkında olmayan Abdülsamet, kucaktan kucağa atlıyor ve gülücükler saçıyordu. Hastanede yapılan anjiyo sonrası, hemen ameliyat edilmesine karar veriliyor ve küçücük bedeni, doktorlara emanet ediliyor 14 Haziran 2010, saat 08:30’da.

25474_344208713448_6695705_n

Yaklaşık 10 saat süren açık kalp ameliyatı sonrasında, yoğun bakıma alınışı, doktorların, “Bekleyeceğiz,” demesi, edilen dualar, telefonun çalmasının beklenmesi, babanın her soruşumuzda “Allah razı olsun hocam,” diye sözlerini sonlandırması, derinden bir sızı bırakıyordu içimizde.

24 saat sonra, nihâyet mutlu haber gelmiş, kaygılı bekleyişler son bulmuştu. Kısık gözleri, çürük dişleri ve afacan bakışları ile Abdülsamet, servisteki odasına alınmıştı. Babalar Günü’nde, kapıda bir başına gözlerini kırpmadan bekleyen bir babaya verilebilecek en güzel hediye idi sanırım çocuğunun sağlığına kavuşması.

Bir gün sonra ziyarete gidişimiz, Abdülsamet’in Fenerbahçe forması ile bizi hastane koridorlarında karşılaması, kucağımıza gelip sarılışı, takılı kaldı aklımda ve yüreğimde.

Abdülsamet, şimdi dokuz yaşında; ama bende hala üç yaşında.

(Abdülsamet’in sağlığına kavuşmasındaki katkılarından dolayı arkadaşım Dr. Medih Topsakal ve sürecin başından sonuna kadar takipçisi olan dostum Hatice Yılmaz’ı anmadan geçemem.)