ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85’indeyim ve biliyorum…
ÖLÜYORUM… 

Böylesi bir yaşam felsefesini anlatabilen bir yazar okunmalıdır, değil mi? Ama ben de Borges gibi girişe itiraf ederek başlayayım ki, kitabını kendimce anlatmaya yelteneceğim bu yazı için Google’a tıkladığımda “Anlar “ adlı şiiri ile karşılaştım. “Ah be Leyla,” dedim sonra, “işte hisler seni alıp götürüyor ve doğru tercihler yaptırıyor farkında bile olmadan.” :)

Zaman zaman internetten kitaplar alırım bir başka kitabı ararken. “Alçaklığın Evrensel Tarihi“ böyle karşıma çıktı ve ismi beni cezbetti açıkçası. O dönemde ülkedeki siyasi gelişmeler üzerine, insanların çoğunlukla örtmeye çalıştığı; ama kimi durumlarda çekinmeden açığa vurulan kötülükler üzerine epey düşünmüştüm. İşte bu anlamda okunulası bir kitaptı benim için. Metroda, metrobüste ve uçak yolculuklarında, genellikle kısa hikaye türü kitaplar okumayı tercih ederim. İkizler burcunun telâşı ve aman Allah’ım o sabırsızlığı ile sonuca gitmek ve kimi zaman ayrıntılarda çok boğulmamak için kısa hikâyeler beni cezbediyor. İşte Borges bu anlamda, bu kitabı ile benim için uygundu.

Kitabın içeriği ile ilgili pek çok yazı ve yazarın kimliği ile pek çok bilgiye ulaşmak fazlası ile kolay; bu yüzden kitabın ayrıntısını vermek gibi bir gayret içinde olmayacağım. :) Ancak kafasındaki hayali kurgular ile var olan hikâyeleri tekrar kaleme alması ve başka bir gerçeklik yaratması okunmaya değer kılıyor. Kendi deyimi ile “Bunlar, kendi başına öykü yazmayı göze alamayan, dolayısıyla da başkalarının masallarını bozup çarpıtarak kendi kendini eğlendiren utangaç bir delikanlının sorumsuzca oynamaya kalktığı oyunlardır.“ Alışılmışın dışına çıkıp okumaya değer bulabileceğinizi düşünüyorum. Umarım yanılmam. :) Ancak “Anlar” şiiri ile kesinlikle sizlerin de, “Evet, işte böyle olmalı artık,” diyeceğinizi hisseder gibi oluyorum.

Keyifli okumalar…