Aman Adana, canım Adana… :) Kebaplara doydum, güzel Adana…

“Gittim, gezdim, anılar yaşadım” diye başlar pek çok gezi yazısı. Ufak bir değişiklikle, “gittim, gezdim, yedim, geldim” diyorum ben de. :) Adana için başka ne yazılabilir ki, arka sokaklarında dolanıp, yaşamların gizine giremiyor, insanlara dokunamıyor ve hatta tebessüm etmeye çekinir halde buluyorsan kendini?

IMG_7624

Oysa ki hep ön yargılara takılmamayı düşünen ben de geldim dayandım tedirginlik duvarına. Bunlar hep gazetelerin 3. sayfa haberlerinin zihnimde kalan izleri, biliyorum. :) Aklımda yaşadığı şehri tanımayan insanların yaşadığı yer olarak yer edinmesini istemiyorum bu güzel şehrin. Oysa ki Çukurova gibi bereketli topraklardan yazarlar yetişmiş, sürgünlere ev sahipliği yapmış.

Abidin Dino, bir dönemini sürgün olarak geçirdiği bu şehir için şöyle demiş:

Benim için önemli olan burada ilk kez Türk köylüsü ile tanışmam onu tanımamdır. Tüm gördüklerim beni resme daha çok bağlıyordu. Sanki içinde yaşadığım Anadolu gerçeğini burayı resmettikçe görüyorum.

2015’in son gezisi olarak planladık Adana’yı. Sadece iki günlük minik bir kaçamaktı. Anlatıldığı kadar lezzetli mi kebapları ve son dönemdeki nüfus yapısı, insan yaşamı nasıl, görelim istedik. 26 Aralık sabahı THY ile hafif çalkantılı bir uçuş ile vardık Adana’ya. Yağmurlu, puslu ve sisli bir Adana sabahına, “Günaydın” dedik.

DSC_0105

Havaalanı ile şehir merkezi 3,5 km mesafede. Havaalanı önünden kalkan minibüsler ile ya da taksi ile 10-15 TL arası ücret ödeyerek kolayca şehir merkezine ulaşılabiliyor.

Karnımız aç, bize “Sabah ciğer kebabı yemeden gelmeyin,” diyenlere “Yahu bunu öğleden sonra yapsak olmaz mı?” dememize rağmen aldık soluğu meşhur Birbiçer Kebap evinde. Ocak başı tıklım tıklım ve masalar dolu, anlaşılan uğrak kahvaltı mekanlarından. Acılı şalgam ve ayran ile yedik ciğer kebaplarını.

DSC_0051

Gezip, lezzetleri yerinde keşfetme konusunda uzman bir yol arkadaşınız varsa ve onun elinde de uzun bir lezzet durakları listesi, “Aman Allah’ım” diyorsunuz. Senden bahsediyorum Gezenyer – Pınar Bostancı, hain dost bu kiloların hesabını vereceksin! :)

El mahkum, eldeki listeye göz atıp yola koyuluyoruz. Adana caddelerindeki insan kalabalığı arasında ana arter’den ayrılmadan bir sonraki tadımlık yere varıncaya kadar dolaşıyoruz. Bırakın dükkanları, sokaklarda kebap tezgahları var. Sürekli yemeği hatırlatan bu figürler ve o inanılmaz kokular arasında ilerlemeye çalışmak bir zulüm adeta. :)

DSC_0050

Unutmadan bolca şalgam suyu satan büfeler var, onların da tadına bakmadan geçmek ayıp olurdu.

Seyhan nehri üzerinde bulunan tarihi Taşköprü, Seyhan ve Yüreğir yakalarını birleştiren kullanılır haldeki dünyanın en eski köprüymüş. Sisli Adana sabahında ve gelip geçen insanların telaşı ile görülmeye değerdi. Köprü üzerinde fotoğraf çekerken dikkatimi çekti Nizam Amca… :) Adıyaman’dan gelip tütün satarmış Adana’da. Sabah siftahı için Taş köprü üzerinde hazırlamış tezgahını. Üzerinde şalvarı ve gülümsemesi ile tanıdık Anadolu insanı. “Geçim derdi bizi buralara kadar getiriyor” dedi. Ortak bildiğimiz yaşamsal dertler… “İşler nasıl peki?” diye sorunca, “Geçinip gidiyoruz işte” diyerek gülümsemesi, umudunu taze tutması huzur veriyor insana.

IMG_7623

“Merak ettim tütünün tadını” deyince hemen tükürüğü ile yapıştırıp sarıp verdi bir cigara :)

– İç bakalım beğenecek misin?

“Elinle sarmışsın beğenmem mi” diyerek tüttürüverdim cigarayı :) ve mümkün değil, bu cigara için ödeme kabul etmedi. Seviyorum ben bu yürekleri, küçük hesap yapmayan güzel insanları.

Adana’nın merkezinde yer alan 1988 yılında yapılmış Balkanların ve Ortadoğu’nun en büyük camisi olarak kabul edilen Sabancı Merkez Camii, mimarisi ve konumu ile dikkat çekici idi. Cami etrafındaki narenciye ağaçları ile kapalı park alanı ise şehir planlamacılığı için güzel bir örnek.

Taşköprü’yü geçip sanayinin içinde bulunan Kaburgacı Yaşar Usta, bir Adana klasiğinin ocak başında aldık soluğu. Hava buz gibi ama ocak başı muhteşem, önerilen tatlara ve elbette ki acı biber ile şalgam suyu eşliğinde baktık. Oldukça talep gören bu mekan, bütün yemek gurmelerinin listelerinin ilk sıralarında yer alıyor.

Uğradığımız kebapçıların adlarını yazı sonunda bulacaksınız. Mutlaka not edin derim ve uğramadan gelmeyin.

DSC_0054

Lise sıralarından tanıdığım arkadaşım Dr. Figen Kılıç’ın Adana’da yaşıyor oluşu, yıllar sonraki buluşma için hoş oldu. Yoğun zamanından pay ayırarak bizimle beraber olması, Tarihi Kazancılar’da içtiğimiz rakıya ortak ettiğimiz acılarımız, dertlerimiz, hayallerimiz ile fasıl grubuna eşlik edişimiz geceye renk kattı. Yine geleceğim Figenciğim, bitmeyen konularımız kaldı. :)

 

Pazar sabahı erkenden kalkıp bu sefer az da olsa arka mahallelere giriyoruz. Sıcak hava bastırdığı için mi yoksa tatil günü olması nedeni ile mi bilemedim; mahalleler bomboş. Tarihi evlerin olduğu sessiz sokaklarda dolaşmak, İstanbul kalabalığından sonra inanılmaz iyi geliyor. Ne tarafa baksak fotoğraflık bir kare olması mutlu ediyor beni. Yaşamdan Suretler bölümünde yazdığım Pala Dayı‘ya bu sokaklarda rastlamıştım.

“Yap sağlam bir acılı ve bir şalgam acılı“ sözlerini çok sık duyacağınız kentin sokaklarında ne yazık ki İstanbul’u aratmayacak şekilde yokluk içinde dilenen çocuklar, çalışmak zorunda kalan küçük çocuklara tanıklık ediyoruz.

IMG_7632

Adana’nın bir de görmediğimiz diğer bir yüzü var aslında. Sosyal uçurumu anlatmak için görmek gerekirdi, onu bir daha ki Adana gezisinde irdeleyebilirim sanırım.

Adana’da aç kalmayacağınızı kesin taahhüt ederek gitmeniz gereken yerleri yazıyorum:

Şimdiden afiyet olsun. :)

1- Birbiçer – Sabah Ciğer kebabı yemek için tavsiye edilebilir.

2- Hacı Ahmet Büfe – Şalgamı mutlaka deneyin.

3- Kaburgacı Yaşar Usta – Kaburga, Adana (Kıyma) ve Ciğer

4- Kazım Büfe – Ballı süt ve tost

5- İştah Kebap – Mutlaka uğrayın. Tarihi kapalı çarşı girişinde, solda. :)

6- Doğan Kaymaklı Kadayıf – Tatlı kültürünün daha az olduğu Adana için hafif ve lezzetli. Mutlaka uğrayın.

7- Tarihi Kazancılar – Yemek ve mezeleri pek parlak değil ancak tarihi Mekan ve fasıl görülmeye değer kılıyor.

8- Şehmuz Kebap – Lezzeti ve sunumu güzeldi.

9- Mesut Kebap – Pek çok ünlünün uğrak yeri olmuş bu mekan, merak için gidilebilir. Fiyatları diğerlerine göre daha yüksek.

11 – Eyvan Kebap – Havaalanına gitmeden önce kapanışı yapalım dediğimiz kebapçı. Uğranılması gerek diye not düşebilirim.

İçim dışım kebap ve üstüm başım kebap kokusu ile İstanbul’a dönerken midemde herhangi bir rahatsızlık olmayışı bence doğal ürünler ile alakalı idi.

Adana benim için tekrar gidilebilecek yerlerin arasında yerini aldı.

Gidecek olanlara afiyetler olsun şimdiden. :)